|
Çardaklı KÖYÜ Çardaklı, Kars yolu üzerinde Göle ilçesinin kuzeydoğusunda, ilçeye 12 km uzaklıkta yemyeşil bir ovanın ortasında ufak bir tepenin güney yamacına yaslanmış etrafı etek gibi giydirilmiş uzun, uzun sarı yeşil tarlalarla çevrili bir köy…Kura nehri’nin kollarından olan Kaynık deresinin etrafında yılan gibi kıvrıldığı yemyeşil tarlalar, napuzların arasında; fakir de olsa sevecen ve misafirperver insanlarla dolu folklorüyle hatırlanan bir ova köyü Çardaklı. Çardaklı folklor oyunları, insanlar için bir kültür hazinesidir.Halen folklor oyunlarını usta bir eğitimle devam ettirmektedir.Çardaklı folklor oyunları kendine özgü, dirilişi simgeleyen figürleriyle oynanmaktadır. Çardak barı 1930 yıllarında başlamış ve civar köylerde sevilmiş, kendini kabullendirmiş, düğünlerde Çardak Başbarı olmuş, 1965-70 yıllarında köyümüzün genç öğretmenlerinden rahmetli Yüksel Delibalta ve arkadaşları, Çardaklı oyun ekiplerine ritimli ve vurgulu biçimde eğitim vermiş; Göle, Kars, Erzurum, Bingöl, Kırşehir ve çevre illerde çeşitli çeşitli folklor yarışmalarına katılmıştır. Birincilik ve ikincilik ödülleri almışlardır. Genelde folklorümüz yörenin yaşantısına özgü figürlerle biçimlenmiştir. Çardaklı hemşehrilerimiz bu hakl oyunlarını göç ettikleri İstanbul’a taşımışlardır. İstanbul’da halen halk oyunlarımız gençler tarafından yürütülmektedir. Bölgemizde hiçbir sanayii vb. olmadığından Gölemizve köyümüzde geçinemeyen halkımız İstanbul’a göç etmiş, böylece Çardaklı folklorüde insanlarla birlikte İstanbul’a taşınmıştır. Şimdi istanbul’un Anadolu yakasında(Ümraniye)ve Rumeli yakasında(Avcılar) Çardaklı Köyü Kalkınma ve Yaşatma Derneğiçalışmaları başlatılmıştır. Çardaklı kaderine terkedilmiş bir köy, yıllardır iktidar partilerinin çeşitli vaatleriyle oy vermiş ama baş belası olan yayla yoluna bir köprü bile yaptıramamıştır.İlkbaharda köylüler hayvanlarıyla beraber yaylalara çıkarlar.Yayla yolu büyük çayın üzerinden geçer köylülerin en büyük sorunu çünkü üzeriden geçebilecekleri bir köprü yoktu lkbaharda dağlardan gelen buzlu sular yaylalarına çıkan Çardaklılara çok büyük zahmetler vermiştir. Zamanla canları ve malları telef olmuş, ağıtlar yakılmış, yaylalara çıkarken arabalarını azgın sular beraberinde götürmüştür. Defalarca yetkilere başvurulmuş ama bir sonuç alınamamıştır.Bunun böyle gidemeyeceğini gören köyümüzün ileri gelenleri eski muhtar rahmetli Mehmet Çavuş(Toprak), Hacı Cimşit Kaya(Yağyemezdedem) vb. yardımları ile köyümüzde 1977 yılında bir köprü yapılmış. Böylece insanlar bugüne kadar büyük çayın gazabından kurtulmuşlar ve şimdilik yaylalarına az sayıda da olsa gidip geliyorlar. Sonra gelir çayır zamanı, yayla inişi ahenkli olur, kaymaklı gevrekler yapılır, mutluluk, hüzün, vedalaşmalar, helalleşmeler bir sevinç mahşeri ile insanlar köylerine dönerler.Başlar çayırların biçilmesi; ırgatlar kanunun telleri gibi sıraya dizilirler.Bir başkadır bizim orada çayırların biçilmesi.Hemen ardından sararmış arpa buğday tarlaları harmanlara dökülür.İnsanlar harmanlarda komşu olur.Yardımlaşmalar başlar, öğlen yemekleri beraber yenir, özellikle yağmur yağdığında harman beklemeleri, sohbetler, askerlik anıları anlatılır.Komşu çocukları güreş tutar galipler ödüllendirilir.Hava açtı harmanlar açılır, düvenlerle(gemler)hayvanlar dönmeye başlar. Zahmeti bol olur ama çalışması zevkli.İnsanlarımız emekçi, köylülerimiz çok zahmetlide olsa mutlu sona ulaşırlar. Güz geldiği zaman koç katımı başlar , koçlar süslenir. Çayda pamuk gibi beyaz kazlar besini almış kesilmeyi bekliyorlar, insanlarımızın besin kaynağı, damak zevki kaz eti, bulgurlu, patatesli kaz eti yemekleri.Yılbaşı gecelerinin tatlı kaz eti ve yine devam eder kar altında sekiz ay, böyle geçer. |